AÜ Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Semiyha Tuncel hareketli yaşamın insan ömrüne etkilerini BHA’ya anlattı!
NİSA NUR BACAK / ANKARA-BHA
Ankara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Semiyha Tuncel Birlik Haber Ajansı’na önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Semiyha Tuncel, spor bilimcilerin rolü ile egzersiz yaparken dikkat edilmesi gerekenleri ve önleyici tedavinin önemini anlattı.
Rahatsızlıkların ehil eller yardımıyla uygulanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Semiyha Tuncer, “Gelişmiş ülkelerin sağlık sistemlerine baktığınızda tedavi edici tıp anlayışından ziyade önleyici bir tıp anlayışı var. Önleyici tıp anlayışı, insanların belli tedbirleri alarak sağlık sistemine yük olmadan bazı tedavileri gerçekleştirebilmesi. Dünyada yapılan çalışmalarda biz şunu görüyoruz; örneğin TİP-2 DİYABET’i egzersizle kontrol edilebilir. Hareketli yaşamla kardiyovasküler sistemde oluşabilecek kalp-damar rahatsızlıkları azaltılabilir, bununla ilgili çalışmalar var.” dedi.
Hareketsiz yaşamın sağlık sistemleri üzerinde yaklaşık 30 milyar euroluk bir zararı var
Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine ilişkin konuşan Semiyha Tuncel, “DSÖ’nün şöyle bir çalışması var; hareketsiz yaşamın sağlık sistemleri üzerinde yaklaşık 30 milyar euroluk bir zararı var. Dolayısıyla bunlara baktığımızda hareketlilik ile ilgili önemli bir yaklaşım var. Bizde bazı kavramların tam olarak oturmadığını anlayabiliyoruz. ‘Egzersiz nedir, spor nedir, antrenman nedir, fiziksel aktivite nedir?’ önce bunları ayırt etmek gerekir.
Şunu hepimiz kabul ediyoruz. İnsan organizmasının belirli bir sınırı var, bir dengesi var. Bu dengeyi sarsmamak, sınırları da zorlamamak gerekiyor. Performans sporu dediğimiz noktada biz bu sınırları zorluyor ve sağlığımıza zarar veriyoruz. Bunu spor bilimciler olarak biz kabul ediyoruz. Aşırı performans normal yapıyı, yaratılış dengesini, sınırları zorlayan yerlere çıkmaya çalışıyoruz.
Hareketsiz yaşamın sağlık sistemlerine maliyeti, hareket gerekliliklerini ayırt etmek gerekiyor. Hareketsiz, egzersiz yapmadan, belli tempoda spor yapmadan sağlığınızı korumanız çok zor. Spor bilimcilerden önce hekimler bunu zaten deklare ediyorlar. Burada şunu iyi bilmek lazım; Spor yapan bireyde Klinik vaka var mı? Bir sakatlık söz konusuysa spor hekimleri bu sakatlığa yönelik bir reçete verirler. Bu ayrı bir şey rehabilitasyon amaçlı bir durum söz konusu. Tanısı konmuş bir vaka söz konusu. Sakatlık için rehabilitasyon bu. Spor sağlığa zararlı diyerek fiziksel aktiviteyi ve hareketli yaşamın insanların yaşam kalitesi ve sağlık üzerindeki olumlu etkilerini engellemek çok yanlış bir beyan olur. ” diye konuştu.
Önleyici tedaviler vurgusu
Amerika’da “Egzersiz ilaçtır, yan etkisi en az olan” şeklinde bir vurgu olduğundan söz eden Prof. Dr. Tuncel 6 ana başlığın altını çizdi:
“Egzersizden kastımız nedir? Biz fakültemizde diyabet hastalarının takibini bazı öğrencilerimizle birlikte yapıyoruz. Düzenli egzersiz programlarıyla şeker dengelerini sağlamaya çalışıyoruz bu zaten kanıtlanmış bir olgu. Şunu biliyoruz ki egzersizi düzenli yaparsanız yani 6 temel soruya cevap vermeniz lazım;
1. Egzersizi kime yaptırıyorsunuz?
2. Egzersizi hangi amaçla yaptırıyorsunuz?
3. Egzersizi ne kadar sıklıkla yaptırıyorsunuz?
4. Egzersizi ne kadar süre ile yaptırıyorsunuz?
5. Egzersizi hangi malzemelerle yaptırıyorsunuz?
6. Egzersizi hangi şiddetle yaptırıyorsunuz?
Doktora gidip tetkik yaptırıp sonucu görmeden herhangi bir ilaç veriliyor mu? Verilmiyor. Burada asıl sorun, bahsettiğim 6 maddeye hakim olmayan egzersiz spor fizyologları dışındaki insanların egzersiz yaptırıyor olmaları ve bunlardan kasıtlı olarak insanların sakatlanmaları. Yanlış bir uygulamadan dolayı, ehil olmayan ellerden çıkan bir uygulamadan dolayı bir alanı kötülemek mümkün değildir. Amerika’da Bypass olmuş insanlar hayata tekrar adapte olabilmeleri için ilk olarak egzersiz fizyologlarıyla çalışıyorlar. Yataklar bile hastanın hemen harekete geçmesi için harekete geçmesini kolaylıkla kalkabilmesini sağlayan yataklar. Orada hastanelerde önleyici tıp dolayısıyla egzersiz reçeteleri yazılıyor. Henüz ülkemizde böyle bir egzersizi reçete yazılmıyor. Biz tedavi edici noktada kalıyoruz. Yanlış oluyor, sakatlanıyor hastaneye gidiyor. Vücudun bir anatomik yapısı var. Bunu zorlayamazsınız.
Şöyle düşünün; sıfır kilometre bir arabanız olsa garaja koysanız ve hiç kullanmasanız. Dışarıdan baktığınızda hâlâ pırıl pırıl olabilir mi? Bir kere yürüyen aksanı çalıştırmadığınız için o araç artık hiç çalışmaz. Üretim amacı onu kullanmanızdır zaten. ‘Nasıl kullandınız, kim kullandı, hangi amaçla kullandı, ne kadar sıklıkla kullandı, ne kadar süre ve hangi malzemeyle kullandı?’ Bunlar önemli. Az önce saydığım 6 madde işte bütün bunlar. Ehil olmayan elin bir yoga egzersizine gidersiniz ve sakatlanırsınız sonra hekime gidersiniz ve bu genellenerek spor yapmak zararlıdır görüşüne dönüşebilir. Doğru olan bu değil.
Egzersiz noktasına, fiziksel aktivite noktasına vurgu yapmak ve bunların ehil eller eliyle yapılmasını sağlamak. Bunun reçete düzeyinde spor bilimciler tarafından reçete edilebilirliğinin bilinmesi önemli.”
“Ankara Üniversitesi harekete geçti” projesi
Tuncel, Ankara Üniversitesi tarafından hayata geçirilen “Ankara Üniversitesi harekete geçti” projesini önemseyerek sahiplenen Rektör Prof. Dr. Necdet Ünüvar‘ın hareketli yaşama verdiği kıymeti ise şu sözlerle aktardı:
“Ankara Üniversitesi harekete geçti projemiz çok basit ama etkisi çok yüksek bir proje. Biz idareciler sürekli bir toplantı halindeyiz, oturuyoruz. Dolaşım sistemi bundan çok ciddi bir şekilde rahatsız oluyor. Ne yapabiliriz diye düşündük. 2 ve 10’ar dakikalık minik egzersiz videoları çektik. Üniversitemizin üst düzey ve tüm toplantılarında bir saat oturduktan sonra ‘Hadi şimdi biraz harekete geçiyoruz’ diyoruz ve videomuzu açıp hareketlerimizi yapıyoruz. Senato düzeyinde, yönetim kurulu düzeyinde yapıyoruz. Üniversitemizin tüm birimlerine gönderdik. Projenin başında olan ve sahiplenen kişi de bir hekim; Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Ünüvar. Hareketin ne kadar önemli olduğunu bildiği için bunu büyük bir özveriyle sahiplendi, projeyi de kendisi insanları harekete geçirelim diyerek başlattı zaten. Bu projeyi 5. atölye çalışmalarımızda hayata geçirdik.
Rektör Necdet Ünüvar’dan “Eşofmansız egzersiz” formülü
Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Necdet Ünüvar’ın çok güzel bir ifadesi var; ‘Eşofmansız Egzersiz’ diyor. Şöyle dolduruyor içini aslında, insanları hareketli yaşama teşvik etmek için illa bir kalıba sokmak gerekmiyor. Doğru reçeteyi aldıktan sonra onu yaşamın içine aktarabilmek gerekiyor. Burada öğrenci arkadaşlara da söylüyorum bir durak erken inin ve buraya yürüyerek gelin. Asansör kullanımını azaltın. Ben size bin basamağı merdivenle çıkın ve dizlerinize yük bindirin demiyorum. Azaltmak ölçülemekten söz ediyorum.”
YÖK’ün ‘Spor Dostu Kampüs’ uygulamasına da değinen Tuncel, “YÖK Başkanımız diyor ki, lütfen kampüsleriniz canlı olsun. Çocuklar sürekli oturur hâlde olmasın. Her alanda etkinlikler yapılıyor olsun. Bütün bu vurgular harekete geçmenin altını çiziyor.” notuna yer verdi.
“Vücudunuzu ve kendinizi tanımanız gerekir”
İnsanların vücut fizyolojilerini iyi bilmesinin kaliteli bir ömür için önemine değinen Tuncel, “İlk öğrendiğimiz şey hareket. Çocuk doğar doğmaz konuşmuyor, emekliyor mesela. Bir araştırmada hayatlarında 60 yaşına kadar düzenli egzersiz yapan insanların egzersizden kastımız kendi vücudunuzu tanıdığınız ve bu ölçüde yaptığınız egzersizlerle insan ömrünü 6 yıl uzattığını söylüyor.
Alzheimer hastalarına, demans hastalarına egzersizle beyin dalgalarındaki uyarılmalara bakılıyor ve buna bağlı olarak egzersiz programlamaları yapılıyor. Burada egzersizi ilaç olarak kullanıyorsunuz. 5 kilometre yürüyüş benim vücudumda hangi antrenman etkisini yapıyor, hayatı boyunca hiç egzersiz yapmayan, tansiyon hastası, şeker hastası birey için hangi etkiyi yapıyor bilmek lazım. DSÖ haftada en az 150 dakika egzersiz yapmalısın diyor ben bunun hepsini bugün yapayım dersek elbette vücudumuza zarar vermiş oluruz. Egzersiz reçetesini kimden aldığımızı bilmek önemli.” ifadelerini kullandı.
Spor ve egzersiz ayrımı
Sporun taktik ve özel bir uğraş olduğunu ve egzersiz ile farkının toplum tarafından iyi kavranmasını söyleyen Tuncel, “Spor dediğimiz şey belli temel kuralları, teknik ve taktikleri olan özel bir uğraştır. Eve giderken iki durak önce inip tempolu bir yürüyüş yapmak bir aktivitedir. Sporun, egzersizin ve aktivitenin ayrımını bilmek önemli.
Hareketli yaşamda beyindeki dalgaların incelendiği çalışmalara da değinen Tuncel, “20 dakikalık orta şiddetli düzenli yürüyüş yaptırılan bir grup var. Bir de oturan bir grup var. Daha sonra her iki gruba da bir metin veriliyor ve okuma-anlama noktasına bakılıyor. O dalgalarla bu açıklanıyor. Egzersiz yapan çocuklardaki o dalgalar çok daha hareketli. Dolayısıyla sadece fiziksel değil zihinsel ve bilişsel kazanım da ön plana çıkıyor. Bunlar birbiriyle paralel. Ama doğru insanlarla çalışmak çok önemli.”
Hareketli yaşam, beslenme ve sosyalleşme
Yaşamın içinde hareketliliğe dair vurgular yapan Tuncel, “İzlediğim bir belgeselde, Amerikalı bir araştırmacı dünya üzerinde 100 yaşın üzerinde yaşayan nüfusların olduğu bölgeleri izliyor. Japonya’da bir ada, yaşlıların hepsi hareketli. Bu hareket bahçeyle toprakla uğraşmak. Aynı zamanda düzenli olarak da birbirleriyle sosyal iletişim halindeler. Yine İtalya’da bir ada. Orada da fark hep yaşlıların yürüyor oluşu. Böyle 4 yer inceleniyor. Kaliteli ömrün sırları noktasında diyor ki hareketli yaşam, beslenme ve sosyalleşme olarak devam ediyor.” şeklinde konuştu.
Hükümet ve yerel yönetimlerin spor alanına olan yaklaşımı
Tuncel, Hükümet ve yerel yönetimlerin spora olan yaklaşımlarını şöyle anlattı:
“Kadın voleybolumuz tüm dünyada konuşuluyor. Bütün çocuklarımız voleybolcu olmak istiyor. Rol model alınıyorlar. Kitle sporu ve kamu sporu olmasında çok önemli adımlar atılıyor. Hükümet politikaları ve yerel yönetimler spor alanlarının kazandırılması, spor başlıklı faaliyetlerin yapılması noktasında önemli adımlar atılıyor. Bir Gençlik ve Spor Bakanlığımız var.”
Hayatın sunulan en kıymetli hediye olduğuna inandığını ifade eden Tuncel sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı:
“Yaşam bize sunulan en kıymetli hediye. Dolayısıyla bu hediyeyi en güzel şekilde korumamız gerektiğini düşünüyorum. Bu koruma biçimlerinin en önemli şartlarından birinin de egzersiz yapmak olduğunu söylüyorum. Bunu yaparken de egzersiz fizyologlarına görünmelerini, doğru egzersiz reçetelerini almalarını ve buna uymalarını istiyorum. Doğru bilgiden mahrum kalmamalıyız. Sağlığını korumak için herkes harekete geçmeli.”
-
TBMM’den İmralı açıklaması… Komisyon Öcalan’la görüştü
-
Şehit olan 20 kahraman askerimiz memleketlerine uğurlandı
-
KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman Külliye’de
-
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kıbrıs’ta en gerçekçi çözüm iki devletli yapıdır
-
3 bin 900 sayfalık iddianameye sert tepki!
-
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 20 kahraman evladın 19’unun naaşına ulaşıldı… Son naaş arama çalışmaları sürüyor
SOSYAL MEDYA HESAPLARIMIZ
ÇOK OKUNANLAR
-
01
“Yerel Eşitlik Eylem Planı Çalıştayı Yapılacak”Muğla Büyükşehir Belediyesi, toplumsal cinsiyet eşitliğini her alanda sağlamak amacıyla “Yerel Eşitlik Eylem Planı Çalıştayı” düzenliyor. Eşitlik odaklı bir yerel yönetim anlayışını kalıcı ve sistematik hale getirmeyi amaçlayan Muğla Büyükşehir Belediyesi, bu doğrultuda çeşitli sivil toplum örgütleri, akademisyenler, meslek odaları ve kamu kurumu temsilcilerinin katılacağı geniş kapsamlı bir çalıştay düzenleyecek. Bu çalıştay ile eylem planının […] -
02
Fenomenlerin sosyal medyada maruz kaldıkları siyasi baskılar!Sosyal medya, günümüzün en büyük dijital pazarlarından biri hâline geldi. Fenomenler ve influencerlar, bu dijital platformları birer iş yeri olarak kullanıyorlar. Bir markayı tanıtıyor, ürünler hakkında bilgilendirici içerikler üretiyor, eğlence sunuyor ya da kendi alanlarında profesyonel içerikler üreterek geniş kitlelere ulaşıyorlar. Ancak gariptir ki, bu insanların iş yaptıkları sık sık göz ardı ediliyor. Öyle ki, […] -
03
Ticaret Bakanı Bolat Şam’da: Ortak adımları ele almayı planlıyoruzANKARA-BHA Ticaret Bakanı Ömer Bolat, beraberindeki heyetle birlikte Suriye’nin başkenti Şam’a resmi ziyarette bulundu. Bakan Bolat, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ziyaretin hem ticari ilişkiler hem de Suriye’nin yeniden inşa süreci açısından önem taşıdığını vurguladı. Bolat, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Bugün, özgürlüğün ve ümidin yeniden yeşermeye başladığı Suriye’nin başkenti Şam’dayız. Kurmaylarımız ve […] -
04
Osmanlı Devleti’ni Kur’ân-ı Kerim Mi Yıktı?“Osmanlı Devleti Kur’an yüzünden yıkılacaktır.” Bu ifadeyi ilk cümlede kullandığım için bana kızmayınız. Zira söz şahsıma değil, “Charles Maurice de Talleyrand-Périgord” ya da meşhur adıyla “Talleyrand” (1754-1838) adındaki bir Fransız diplomata aittir. Bu kişi, Fransız siyaset tarihinin en zeki diplomatlarından biri olarak kabul görmektedir. Bu bağlamda Talleyrand tarafından ortaya atılan bu ifadenin dikkatle incelenmesi ve […] -
05
Fransız Tarihinin En Zeki Diplomatı: Talleyrand Kimdir?“…Talleyrand, toplantı masasındaki tüm liderlerin önünde ayağa kalkarak, “Zafer bizim, biz kazandık!” diyerek salondan çıktı. Bu âni çıkışı, Talleyrand’ın yardımcısı dahil olmak üzere herkesin şaşkınlığına neden oldu. Ardından yardımcısı onun peşinden giderek, “Efendim, bizim kazandığımızı söylediniz ama biz hangi taraftayız?” diye sordu. Talleyrand ise hafifçe gülümseyerek şu cevabı verdi: “Onu kazanan belirleyecek…” Fransız İhtilali’ne yaklaşan […] -
06
Katerina Uğruna Neler Kaybedildi Osmanlı’da?1711 yılında Prut’ta Osmanlı İmparatorluğu ve Rus Çarlığı arasında bir savaş olmuştu. Bu savaş, Osmanlı’nın umutlarının tekrar yeşerdiği ancak çok büyük bir zaferden de vazgeçildiği şeklinde bilinen bir muharebe olmuştur. Bu savaşta Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa gerçekten de 1. Katerina’ya aşık mı olmuştu? Osmanlı orduları ezici ve mutlak bir zaferden, hakikaten vaz mı geçmişti? Bir […] -
07
Soyadı Kanununa Eleştirel Bir Bakış: Toplumsal Etkisi ve Eserleri“Görüldüğü üzere kanun, toplumda eşitlik ilkesiyle yola çıksa da çeşitli sorunların daha büyük bir problem olarak algılanmasına yol açmıştı. Esasında toplumsal çatışmaları çözmek için oluşturulan bu kanun, toplumsal ayrımları daha da körükleyici olmaktaydı. Öte yandan Osmanlı Devleti’nde açık seçik olarak hüviyetleri bilinen gayrimüslim vatandaşlar, Türkiye Devleti’ne geçince basit anlamda bu kanun sayesinde etnik kimliklerini gizleyebilmişlerdir. […] -
08
Bir Kelimede Onlarca Yanılgı: Cami ve Mescit AyrımıCami ve mescid kavramları, çoğu zaman birbirinin yerine kullanılsa da, aslında hem etimolojik hem de tarihsel olarak çokça alanda farklılık gösteren yapılardır. Analitik bir bakış açısıyla yaklaştığımızda, cami ile mescidin aynı şey olmadığını görürüz. Ancak zamanla bu iki kavram, anlam kaymasına uğrayarak birbiriyle eş anlamlı hâle gelmiş ve aynı görevi ifade eden müesseseler olarak algılanmıştır. […] -
09
Osmanlı Mezar Taşlarının AnatomisiOsmanlı, tarihimizde yeri çok ayrı ve önemli olan, medeniyet ufkunu kaplayan bir Türk devletidir. Her devletin öne çıktığı bazı alanlar varsa da Osmanlı muhtelif alanlarda öne çıkmaktadır. Bilhassa sanat konusunda bunu bariz bir şekilde görebiliriz. Öyle bir sanat düşünün ki, ölen insanın mezarında bile bir medeniyet tasavvuru oluşabilsin… Osmanlı mezar taşları, eski Türk kültüründen hiçbir […] -
10
Youtube’da En Çok Kazananlar…Ruhi ÇenetYouTube’da Servet Döndüren Türkler: 2024 Kazanç Rekorları Kırıldı! Ruhi Çenet üçüncü sırada yer aldı. Dijital platformların yükselen yıldızı YouTube, Türkiye’de de birçok içerik üreticisi için önemli bir gelir kaynağı haline geldi. 2024 yılı kazançlarına bakıldığında Türk YouTuber’ların milyonlarca lira kazandığı görülüyor. SocialBlade verilerine göre, listenin zirvesinde Tuna Tavus 130 milyon TL ile yer alırken, onu […] -
11
Devlet Bekası Adına Bir Ölümün Gizlenişi!Sevgili okur, Aslında bu tür tarihi yazıları yazar arkadaşımız Tarih Araştırmacısı Mert Ali Eren’den okumaya alışıksınızdır, fakat Ramazan hasebiyle sıkça Hacivat ve Karagöz oyunları ile karşılaşınca bu konuyu yazmak aklıma geldi. Yıllar önce okuduğum Tarihçi Yazar Murat Kavaklı hocamızın Tarihe Yön Veren Dahi Hacıİvad adlı kitabında, oldukça ilginç bir iddiaya rastlamıştım. Sayın Kavaklı, “Hacı İvaz […] -
12
Hazal Çakmak: Türkiye Güzeli, Podyumların Parlayan Yıldızı ve Akademik Başarıların Simgesi Oldumuahtap ajans / Hezarfen Çelebi 15 yaşında podyumlara adım atan ve 2020 Türkiye Turizm Güzeli seçilen Hazal Çakmak, kariyerinde önemli adımlar atmaya devam ediyor. Sadece podyumlarda değil, entelektüel projelerde de adından sıkça söz ettiren Hazal, şıklığı ve iddialı pozlarıyla moda dünyasında güçlü bir yer edindi. ODTÜ Sosyoloji mezunu olan genç yıldız, modellik kariyerini akademik çalışmalarıyla […] -
13
Çift Başlı Kartal Motifinin Tarihteki YeriÖzellikle Selçuklu Devleti’nde görmekle alışık olduğumuz çift başlı kartal motifi, dünyanın en eski ikonografik unsurlarından biri olarak bilinmektedir. Esasında kartal sembolü; tarih boyunca güç, kudret ve asaletin bir emaresi olarak görülen hayvanlar içerisinde, aslandan sonra ilk sırada yer alır. Buna bağlı olarak hemen hemen her toplumda hükümdar ile kartal arasında bir ilişki kurulmuştur. Bu çift […]
